SİZİN OLSUN

SİZİN OLSUN

Güzel bahtım ile başbaşayım ben,
Dostlarım; maviyle al sizin olsun.
Bir yayla çiçeği yetişir bana,
Karanfil, menekşe, gül sizin olsun!

Ömrümü geçirdim; çamlı dağlarda,
Elem ne bilmezdim; ben o çağlarda,
Sazımla kalayım; viran bağlarda,
Gülistan, seyrangâh, göl sizin olsun!

Genç yaşta kapladı; saçlarımı kar,
Maziden hatıra gözümden akar;
Ne çıkar? Madem ki can dostlarım var,
İstemem; tomurcuk, dal sizin olsun!

Cevher Der: Atiye şevkle koşarım;
Yarimle başbaşa sakin yaşarım,
Acı söyleyene, dostlar şaşarım;
Tatlı söz benimdir; bal sizin olsun!

CEVHER İHSAN MİSKİOĞLU

Reklamlar
Alıntı, Günlük, Uncategorized içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

HUYSUZLUK VE İSYAN

SIRADAN DİYALOGLAR

HUYSUZLUK VE İSYAN

B- Huysuzum demiştin ya, bitsin artık.

D- Benim huysuzluğum, hayatın, daha doğrusu insan davranışlarının sıradanlığına ve ikiyüzlülüğüne bir nevi isyan biçimimdir, belki???

D- Kimbilir, senin kaçışların ve daldan dala uçuşların da öyledir, bir bakıma belki de…

D- Ölümden gayrı her şeyin telâfisi mümkündür, diye düşünüyorum… konuşalım daha sonra…

MM

Günlük, Sıradan Diyaloglar içinde yayınlandı | Yorum bırakın

KİMSENİN ACISI

KİMSENİN ACISI

Üzgünüm,
kimseye ayıracak acım yok,
Kendime ayırmam lâzım
payıma düşen/düşecek
acı hissetme haklarımı…

Hayat âdil değil doğru,
ama sen de değilsin,
ve ben de çoktan bıraktım
adalet aramayı…

Sen artık “kimse” oldun,
bense “hiç kimse”…

MM

Günlük, Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

“BİR FOTOĞRAF ÜZERİNE” NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ ÜZERİNE

“BİR FOTOĞRAF ÜZERİNE” NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ ÜZERİNE

Arkadaşım bir yazı yazmış, fotoğrafı koymadan, fotoğrafın düşündürdüklerini… Yazı altta, linkte. Ben de bu yazı vesilesiyle bu konuda düşündüklerimi yazmak istedim.

Öncelikle burada şunları birbirinden ayırmak istiyorum.

1- Herhangi birinin bilgisi/izni olmadan nerede, ne yaparsa yapsın ve nasıl görünmekte olursa olsun, fotoğrafını/özel hayatını/yaptıklarını paylaşmak…

2- Ünlü/ünlü sayılan/topluma mal olmuş kişilerin fotoğraf ve/veya yaptıklarını/başına gelenleri magazinsel veya genel olarak, haber değeri taşıdığı yaygın kanısıyla, yayınlamak.

3- Birinin fotoğrafını, makyajsız, süssüz, üzüntülü, doğal haliyle olduğu için yayınlamak/yayınlamamak.

4- Sosyal medyada foto-olay-haber paylaşma eylemlerinin alıp başını gitmesi

Ve şimdi şunu sormak istiyorum: Bu yazı neden yazıldı?
Yani, durum, neye uyuyor/uymuyor?

1. madde yasalara göre suç kapsamında. 2. si gazetecilik açısından haber konusu sayılıyor. Ancak, kişilerin şikayet hakları da mevcut, uygunsuz ve/veya yalan olması durumunda. Demet Akbağ’ın, sözü edilen fotosunun veya başka fotolarının yayınlanmasına karşı olduğunu biliyor muyuz? Ya, izninin olmadığını, izin alınıp alınmadığını? 4. maddeye ilişkin kanıtlarımızın/ön yargılarımızın olması veya bu konuda zaten dolmuşluğumuzdan yararlanmak da mümkün; ancak, bu duruma pek uygun değil, bence…

“Makyajsız, en doğal hali ile ve ağlamaktan renksiz resimde bile morarmış gözaltlarını görüyor gibi oluyorsunuz. Demet Akbağ’ın çok özel ve bence çok mahrem bir anı. Bu kadar yakından çekilmiş bir fotoğraf ile kişinin çok özeline girmiyor musunuz?” denmiş yazıda. Konu, sanki daha çok 3. ile ilgili gibi görünüyor.

İnsanlar, üzüntülerini tabii ki makyajla da makyajsız da yaşayabilir; acısıyla evinde olmayı da camide etrafla paylaşmayı da çarşıda, konserde bulunmayı da seçebilir.

Peki, ama mahrem nedir?
Ölüm acısı, sevdiğini yitirmenin acısı niye mahrem olsun? Zaten caminin mânâsı, ibadeti de acıyı da cemaatle, insanlarla paylaşmaktır. Camide cenaze namazı, dini bir vecibedir; İslam’a göre, Allah huzurunda ve ölüm karşısında insanlar arasında hiyerarşi yoktur; kaldı ki, süslenmenin de ancak ev içinde ve koca için yapılması kabul edilmekte/önerilmektedir.

Ya bir insanın üzüntülü ve/veya makyajsız ve hatta kırışıklı yüz hâllerinin başkalarınca görülmesi neden sorun edilmeli?
Aslında en doğal halimize bile yabancılaşmış olmamız mı yoksa, asıl sorun?
Etrafa “nasıl göründüğümüz”, “ne olduğumuz”dan niye bu kadar önemli hale geldi?
Hani hep şikayet edip durduğumuz, kendine yabancılaşma, özünden ve diğer insanlardan uzaklaşma, yalnızlaşmanın, samimiyetsizliğin yaygınlaşması, “nerdee o eski dostluklar, o bayramlar” havalarımız…

İşte biz de körüklemiyor muyuz tüm bunları, kendi tutum, yorum ve tepkilerimizle?

Meselemiz nedir?
Yaşlanmakla, hastalıklarla, güzel görün(e)memekle yüzleş(e)memek mi?
Mevcut hâlimizle, kendimize, doğaya, doğa içindeki insan oluşumuza katlanamayışımız mı yoksa? Varoluşun akışına olmasın öfkemiz?

MM

https://feridecihangoktan.blogspot.com/2019/03/bir-fotograf-uzerine-fotoyu-buraya.html?spref=fb&fbclid=IwAR3Cqlp5mZxmiOyqjRwoCXX0JJk7qvANy7pWOSzEEFo9LfPCnjAb65wHZjQ

Düşünceler, Günlük, Perspektif, Sorular içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

MUAZZAM DÜŞ

MUAZZAM DÜŞ

Varoluşun,
en muazzam şiirini yazmak,
buluşunu yapmaktı dileğim…
En muazzam düşünü kurmakmış
paya düşen…

İnsan kendini “en” önemli sanar…
Öyledir de bir bakıma…
“Ben olmayayım da bir;
göreyim, kim kalır geride!?!”

Ama artık çiçek bile değil,
istediğim,manavdan
maydanozla marul seçebilmek…
Fersah fersah denizleri aşmak değil,
bir yudum suyun inişi,
düğümlenmeden…
Gösterişli, ağlamaklı törenler değil,
sade, sessiz bir ölüm…

Şimdi, merak etme,
en iyi yerindesin zamanın;
demediler henüz:
“Öleceksin”…

MM

Günlük, Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

YER

KALEMLİK KAMP

YER

Birer tutam sıcaklık topladım
yurdun dört bir köşesinden,
getirdim, koca demetler yaparak…
“yanlış yere gidiyorsun, dur” dedi kuşlar;
“dur, geri dön…”
Rüzgâr kararsız,
güneş ve kavurduğu orman kararsız;
denizin dalgası hepten kararsız…
kuşlar emin sadece: “dur, geri dön…”


MM

Görsel, Günlük, Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Geçmişi yazmak

GEÇMİŞİ YAZMAK

Bugün yaptığımız veya hâlâ yapmadığımız seçimlerle, söylediklerimiz ve söylemediklerimizle hep yarını oluşturduğumuzu düşünürken çoğunlukla; aslında bir yandan geçmişimizi de yazakoyulduğumuzu söyleyebilir miyiz?

Gurur duyacağımız, umursamayacağımız veya çaresizliğin karamsarlığını hissedeceğimiz bir geçmiş…

İyi ki bana ait diyebildiğimiz veya bir daha asla içinde yaşamayı istemediğimiz, iyi ki ondan kurtulmuşum dediğimiz bir geçmiş…

Sahi, geçmiş, geçmiş midir? Geçmiş kurtulunabilecek bir şey midir?

MM

Düşünceler, Günlük, Perspektif içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın