BİLMEK VE BİLİNMEK ÜZERİNE

BİLMEK VE BİLİNMEK ÜZERİNE

İnsan zihni yaptığının/yapacaklarının olası sonuçlarını, geçmişten bugüne gördükleriyle, bilinç dışında bile olsa, biliyor gibi, çoğunlukla… nihayetinde, mezar ve mezar taşı bile, bu dünyada yitip gitmemek, hatırlanmak üzerine bir kurgu…

Saygınlığın ne olduğunu da bilir çoğunlukla, ama eldesinin ne kadar meşakkatli olduğunu da sezer… “Günü gün edelim” mottosu bazıları için, bu meşakkati göze alamamanın savunması olur, bazen… Bazense içindeki ahlâksızlıktan o kadar umutsuzdur, iflâh olamayacağına derinlerde öyle inanır ki, bundan kurtuluş yerine bununla yaşamak evlâ görünür…

“Bir şey yapmak için yapmak” ile “başka bir bilgi/seçenek olmadığı için yapmak” arasında fark yok mu? “İrade ve bilinçli seçim” ile “akışın gerektirdiği, kaçınılmaz olanı yapmak”, bunun hazzı, mutluluğu aynı mıdır?

İnsanı, merak ve bununla ilişkili olarak bilmek, özgür seçim sahibi olmak ve birilerine (doğaya, bitki, hayvan ve insana) iyi gelmek, en üst düzeyde mutlu ediyor, kanaatimce… insan yaşamına otoriter müdahalelerin baskın olduğu zaman/durumlarda ise -ister aile ister toplum ister yönetim kaynaklı- bunların tümü, az veya çok, bir şekilde sekteye uğruyor… Ancak, her şeye karşın, bilinmek ve sonrasında da hatırlanmak; var olmak ve akabinde de yok olmamakla ilintili olarak, bir nevi sosyal genlerimize işlenmiş gibi… sanki… belki ölümsüz eserlerle, belki tarihe geçen savaşlarla, belki büyütüp yetiştirilenlerle… ya da belki tek hatırlatıcı bir mezar taşı olsa bile ……

MM

Düşünceler, Günlük, Perspektif içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

VER HAYAT

VER HAYAT

Rengarenk balonlara sevinen çocuk olma zamanı geçti gitti… Uydurma balonlarla kandırılan yetişkinlik devri şimdi…🙄

……..

Kaldırımın kenarına oturmuş,

dantelini ören genç kızın

meraklı mutluluğundan istiyorum…

Sokakta birbiriyle taş çeviren

o 4-5 çocuğun neşeli heyecanından…

Ocağa yemeği koyup bir yandan ďa

gamsız dedikodu pişiren

komşu kadınların gülüşünden…

Bitirdim bütün yaslarını, tek başıma,

İnsanın ve insanlığın,

Dokunmadı acım

kendimden başka kimseye, gör;

Kalabalık, tatlı yaşlarda sıra,

Haydi, ver hakkımızı hayat…

MM

Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

YAKINDA

YAKINDA

Oysa nasıl ďa yakında yüzler

Bir esintinin getirdiği koku kadar

Günbatımı renkli bir dokunuş kadar…

Oysa ne kadar yakında hüzünler

Hatırlama denen mabetin

kapılarının aralanması yeter

Hayır, hayır, unutuş hepsinden beter…

Mazi bugünün kederi ve

yarının kaderi midir, diye soranların

Aldanışları, aldatışları olur

Oysa kader keder doğurur,

Ümidini, insan, kendi yoğurur…

Hayır, hayır, unutuş hepsinden beter,

Aç mabetin kapılarını

Çekinme geçmişin harflerini

kullanmaktan

Geleceğin defterini umutla yaz,

Sevgin kalemin

Gülüşün selamın olsun…

MM

Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

EN İYİ YÖNETİM

EN İYİ YÖNETİM

En iyi yönetim, bilgi olarak eş olmasa da bilinç düzeyi eş insanların herhangi bir “iktidar” biçimi gerekmeksizin kendi kendilerini, “tüm canlıları en uygun koşullarda var edip sağ kılıp mümkün olduğunca da mutluluklarını sağlamayı hedefleyecek şekilde” yönetmesidir.

Bu bir ütopya olsa da mevcut her yönetim, bu duruma ne ölçüde yaklaşmışlığıyla değerlendirilerek, çıtanın yükseltilmesi ortak talep ve hedef olabilir…

MM

Düşünceler, Günlük içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

KUTLAMA

KUTLAMA

Memleketinizi veya bir bölgesini, bir kentini düşmandan kurtarınca kutlama yaparsınız; önemli bir felaketten kurtulunca sevinç duyar, kutlarsınız; insanlığa yararı olan düşünce, buluş, keşifleriniz ve sanat eserlerinizle gurur duyarsınız…

Senin olmayan bir şeyi almak, el koymak veya bir yeri işgal etmek… övünülesi ve kutlanası bir durum olabilir mi?

Eskiĺerde yaygın olarak yapılsa ve hatta olumlu bulunsa bile, günümüz şartlarında, (hâlâ işimize gelse veya hoşumuza gitse dahi) haklı bulunması şöyle dursun, suç haline gelen geçmiş olay ve durumları, bugün açık biçimde övünçle kutlamak… nasıl yorumlanmalıdır?

Geçmişi, geriye dönük olarak olumsuz yorumlama/yargılamaýa değil, bugün hâlâ “kutlanasılığı sürdürme”yedir vurgu; ķi bu, etik midir, hattâ hukuki midir?

MM

Düşünceler, Günlük içinde yayınlandı | Yorum bırakın

İÇERİ DIŞARI

Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

KADININ GÖREVİ ANNELİK Mİ?

mine miski

Kadının Görevi Annelik mi?

Yaygın söyleme göre öyle…

Hatta, Atatürk’ün bu konudaki sözleri de referans alınıyor, bu düşünceyi desteklemek için. Yıllar önce, Ankara’daki Büyük Doğumevi (Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı E.A. Hastanesi)’nin girişinde koca harflerle yazılı idi – ifade tam olarak hatırımda değil ama- kadının en önemli vazifesinin annelik olduğu. Çok zaman geçti, hastane büyümüş ve değişmiş, yazı hala duruyor mu, bilmiyorum… Niyetim Atatürk’ün kadınlarla ilgili düşüncelerini ve kadınlar için yaptıklarını tartışmak değil; ki, bu konuda zaman ve bağlam içinde değerlendirilebilecek yeterince bilgi ve -başta seçme-seçilme hakkı olmak üzere- örnek mevcut…

Elbette, Atatürk’ten çok öncelerden şimdiye, kadına rol belletmeye yönelik pek çok söz var, hem de farklı coğrafya, kültür ve dinlerde; ki,  bunların bir çoğu ile kadına ve anneliğe üstün pâye biçilip hak teslim edilirken “bir düzen”in tesisi ve “gönüllü olarak sürdürülmesi” sağlanır, bilinerek veya bilmeksizin…

Anne olmak çok çok güzel bir şey, benzersiz ve mucizevî bir olay, kuşkusuz… Ama…

View original post 286 kelime daha

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

O BAYRAM OLA

mine miski

O BAYRAM OLA

Sultanlık kulluk olmaya
Bayram o bayram ola
Günah da af da olmaya
Bayram o bayram ola

Elde dilde şiddet olmaya
Bayram o bayram ola
Açlık yokluk olmaya
Bayram o bayram ola
Bizden sizden ondan ayrım olmaya
Bayram o bayram ola…

MM

“Can bula cananını, bayram o bayram ola
Kul bula sultanını, bayram o bayram ola
Hüzn-ü keder def ola, dilde hicap ref ola
Cümle günah afola, bayram o bayram ola…”

Diyen Alvarlı Efe Hz’nden esinle ve cevaben…

View original post

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

ADADAKİ EL

mine miski

ADADAKİ EL

Uzak ve kayıp bir adada kaldı çocukluk
dört bir yanı anneyle çevrili;
fırtına, gök gürültüsü, yağmur,
güneşin yakıcı sıcağı ona değmez,
o, evladının başını öne eğmez…

Anne çekildi kenara,
yol açtı yüreğindeki tatlı nara
düşe kalka alsa da bir çok yara
yeter ki düşmesindi yavrusu dara…

Açılan uzun yoldan yürüdü çocuk,
genç ve yetişkin olup
bazen acı bazen umut dolup
bulsa da fark etmeden
başka adaları çevrelerken kendini;
olsundu,
isterse fotolar solsundu;
ama, sıcacık anılar gülümsesin,
o uzak adadan bir el,
hiç durmasın
hep sallansındı…

MM

View original post

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

SİLÜETLER

mine miski

22047824_10155870192257342_225340167655773455_o 

SİLÜETLER

Silüetler kalıyor sadece
karşılaşmalarımızdan geriye…
Tanış(a)mıyoruz…

Gördüğümüz çizgilerden
aklımıza gelen:
“Acaba neler yaşamış” değil,
“Neden hâlâ botoks/dolgu yaptırmamış?”

Gözlerimizin ışıltısı, kocaman,
siyah veya başka parlak renkli
gözlüklerin ardında saklanmış
-hâlâ kaldıysa- …

Kıvrımlarımız, katlarımız ve hatlarımız,
modaya uygun değilse
ya yok edilmeli ya gizlenmeli
utan(dırıl)mamak için…

Zamanımız yok,
meşgulüz, doluyuz, sıkışığız,
aşımızla olmasa da kaşımızla,
saçımız başımızla…

Oysa, birbirine benzer tüm silüetler,
bilinmezlikleri ve korkutuculukları ile…

Tanış(a)mıyoruz…
Heyhat, aynadaki silüetimizle bile…

MM

View original post

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın