AVM’LERE KIŞ GELMİŞ

 

 

Avm’lere kış gelmiş;
Pek hoşa gider bu görüntü,
Işık, ses, koku, zihne örüntü
Renk renk vitrinler kırpsa da gözünü,
Aslında uzanan
cebimize giren elmiş… 

MM

Reklamlar
Görsel, Günlük, Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ÜNİFORMA

YAPRAKTA SONBAHAR

Devinimli canlılık…

Bir dalda sararmış yaprakla yeşil olanı, bir yaprakta yeşil ile sararmış kısmı yan yana görmek mümkün… Zıtlıkları, farklılıkları, canlılık ve cansızlığı, yaşam ve ölümü hayatın her yerinde iç içe izlemek mümkün…

Bazı kimselerle bir konuda farklı düşünme halimizde, bazen şöyle bir süreç yaşanıyor. Muhtemelen bilgi, daha çok da bilinç alanında yer almayan ancak karşı çıktığı konuya, yeterli zaman ve zeminde bir açıklama getirildiğinde, bu açıklama aklına uygun ve itiraza mahâl kalmayacak kıvamda olmakla ve bu, kişinin her hâlinden anlaşılmakla birlikte, daha şiddetli bir tepki veriliyor…

Bilinç, bu farkındalığın getireceği sorumluluğu bir çakmağın ateşlenmesi hızında idrâk edip hemen ardından aynı alevin sönmesi hızında, inkâr mekanizmalarını devreye sokabiliyor: “Ama canım böyle de yaşanmaz ki!” Bu doğru değil, böyle olmazdan, BÖYLESİ OLAMAZa geçiş… Böylesi, kimse için geçerli olamaz…

Neden, bizim zihnimizden, gönlümüzden, hatta bedenimizden daha farklı, daha geniş, daha dar olanlarına sahip başkalarının olmaması gerektiğine şartlanırız, aksini kabullenemeyiz? Neden öğrencilere, mahkûmlara vb tek tip elbisenin zorunlu tutulmasına karşı çıkarken… duygu, düşünce ve bedenlerimizi tek tipleştirmeye, kendimizinkine veya idealize ettiğimiz birininkine uydurmaya çalışırız?

MM

 

 

Düşünceler, Görsel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

RÜYAMDA NİYE MİLLΠOLAMADIM?

çan-hazan
KALEKÖY

 

 

RÜYAMDA NİYE MİLLÎ OLAMADIM?

Mekân: Eskilerden, avlulu, restore edilmiş ev görünümünde bir bar-butik otel…

Avluda, Victory isimli, yaşlıca, kısa beyaz-sarı saçlı, orta boylu bir kadın şarkıcı… Hoş, neşeli, nostaljik bir müzik eşliğinde, gülerek ve hareket halinde şarkısını söylüyor.

Yabancı ve Türklerden oluşan, bir kısmı, özellikle Türk olanlar, uzun, büyük bir masa etrafında yemeklerini yiyen, diğerleri ayakta veya küçük masalarda oturan, çoğu genç, dinleyiciler…

Barın sahibesi Türk, orta yaşlı ve entel görünüşlü…

Dinsel ve millî bir figür taşıdığı görünmeyen, rahat ve neşeli davranışlı yaşlı kadın şarkıcı ve hemen yakınında onun sadık dinleyicisi, yabancı sarışın genç… ortada, yer yer birlikte ve yer yer sarılarak söylüyorlar…

Nasıl oldu anlayamadan, galiba şarkıcı kadının sözleriyle hassas bir yerlerine temas ettiğini sandığım, ayağa kalkıp kısa bir tereddüt yaşadıktan sonra ortamı terk eden, çoğu az önce masa etrafında oturan, genç-orta yaşlı entellektüel tipli Türk grup…

Arada kalan ben… durumu henüz anlamadan sürüye katılmak istemeyen ama yerli-millîlerin yanında da yabancılara ülkeyi yedirmiş görünmek istemeyen millî ruh hâli… ile ben… O sırada, yine her ne olduysa kafayı ona uzatıp, buna da şükredip herhalde, dönünce, “aa gitmişler, ben kalmışım, daha anlayacaktık durumu” modunda bir yarı millî…

Yabancı şarkıcı, olanlara hem kızıp hem anlam veremeyip sıcak ve şefkatli bir edayla “sen kal, gitme” der, bana… keyifli ortam tuhaf bir hâle bürünür ve karmakarışık duygularla kalakalırım ben…

Sonra döner, arkadaş ve yakınlarıma anlatırım, ünlü (???) yabancı şarkıcıyla yanak yanağa hâllerimi… Fotoğraf çekmiş miydim ki feyse koymak için, hatırlayamadım…
Uyanmışım…

Rüyamı yorumlamak, hatta bir isim koymak istedim, rüya tâbirlerini inceledim; nedense içimden bir liberalin rüyası demek geliyordu… “Kafası karışık bir bir lümpenin rüyası” ifadesi çıktı karşıma…

Hayırdır inşallah…

 

MM

Foto: 1- Ezan-Çan-Hazan, Antakya

          2- Kaleköy’de 150 kişilik, en küçük tiyatro 

           3- Sağ alt-Eski Antakya soklarından

           4- Sol alt-Japonya’da bir tapınak içinden

Günlük, Perspektif içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Bir Bilen Safsatası

Yalansavar

Tartışmalarda, okuduğumuz haberlerde, yazılarda en çok karşılaştığımız mantık safsatası “Bir Bilen Safsatası” adı verilen (ing. Argument From Authority)dır. Yalansavar’da işleyeceğimiz safsatalar içinde belki de anlaması ve tespit etmesi en kolay mantıksal safsata olmasına rağmen o kadar sık karşımıza çıkar ki safsatalar konu olduğunda Bir Bilen Safsatasına değinmemek olmaz.

View original post 739 kelime daha

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

PENCERE

PENCERE

Dünya kalabalıklaşıyor ama aynı duygu dünyasını paylaşabileceğimiz insanlar azalıyor, yalnızlaşıyoruz…

ve bu yalnızlık penceresinden görünen manzara ne yazık ki hiç de iç açıcı değil…

MM

Foto: Kaleköy, Kekova, Demre, Antalya

Görsel, Günlük içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

SİLÜETLER

22047824_10155870192257342_225340167655773455_o

 

SİLÜETLER

Silüetler kalıyor sadece
karşılaşmalarımızdan geriye…
Tanış(a)mıyoruz…

Gördüğümüz çizgilerden
aklımıza gelen:
“Acaba neler yaşamış” değil,
“Neden hâlâ botoks/dolgu yaptırmamış?”

Gözlerimizin ışıltısı, kocaman,
siyah veya başka parlak renkli
gözlüklerin ardında saklanmış
-hâlâ kaldıysa- …

Kıvrımlarımız, katlarımız ve hatlarımız,
modaya uygun değilse
ya yok edilmeli ya gizlenmeli
utan(dırıl)mamak için…

Zamanımız yok,
meşgulüz, doluyuz, sıkışığız,
aşımızla olmasa da kaşımızla,
saçımız başımızla…

Oysa, birbirine benzer tüm silüetler,
bilinmezlikleri ve korkutuculukları ile…

Tanış(a)mıyoruz…
Heyhat, aynadaki silüetimizle bile…

MM

Düşünceler, Görsel, Günlük, Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İyi bir grup olmak

İyi bir grup olmak, iyi bir grup üyesi olmak…

WhatsApp Image 2017-09-02 at 12.14.04

İçindeki bireylerin, nerede susulacağını ve ne kadar susulacağını, nerede, ne kadar ve ne konuşulacağını; dışarıdan bir uyarıcı veya içeriden bir yöneticiye ihtiyaç duyulmaksızın, grubun içindeki herkesi tatmin edecek ve duygu ve düşüncelere tercüman olacak biçimde belirlediği bir yaşayan-etkileşimsel topluluk, grup

Bu özellikler iki kişiden oluşan bir topluluk için geçerli olduğunda, çift diyoruz bu ikiliye… Bu çift, ister aynı cins ister farklı cinsten olsun, ister evlilik bağıyla bağlı olsun ister herhangi bir resmi bir bağ olmasın… iyi bir çift olacaktır kuşkusuz…

Tuhaftır ama, içinde bir çok iyi çiftin bulunması, grubun iyi bir grup olmasını zorunlu kılmıyor. Grup, kendi içinde her bireyinin, grubu oluşturan herkesi duygu ve düşünce alanı içine alacak biçimde duyarlılık taşımasını gerektiriyor. Ki bu aile grubu için de geçerlidir; kendi aralarındaki ilişkileri iyi bir evli çift, çocuklarıyla iyi bir aile grubu oluşturamayabiliyor çok zaman….

İnsanlar aynı zamanda bir çok grup içinde üye olarak yer almakta, ülke, şehir, takım, okul, parti, din grupları…

Bir sürüden ayrılacak biçimde, bir güdücüye, bir yöneticiye, bir ruhbana ihtiyaç duymaksızın, olsa olsa seçilmiş/gönüllü bir moderatör/kolaylaştırıcı aracılığıyla, birbiriyle etkileşime geçerek içindeki her bir bireyi yok etmeden kendini var ve mutlu eden ve geleceğe taşıyan gruplar, iyi gruplardır…

MM

30 Ağustos 2017
İzmir

 

Düşünceler, Günlük içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın