Geçmişi yazmak

GEÇMİŞİ YAZMAK

Bugün yaptığımız veya hâlâ yapmadığımız seçimlerle, söylediklerimiz ve söylemediklerimizle hep yarını oluşturduğumuzu düşünürken çoğunlukla; aslında bir yandan geçmişimizi de yazakoyulduğumuzu söyleyebilir miyiz?

Gurur duyacağımız, umursamayacağımız veya çaresizliğin karamsarlığını hissedeceğimiz bir geçmiş…

İyi ki bana ait diyebildiğimiz veya bir daha asla içinde yaşamayı istemediğimiz, iyi ki ondan kurtulmuşum dediğimiz bir geçmiş…

Sahi, geçmiş, geçmiş midir? Geçmiş kurtulunabilecek bir şey midir?

MM

Reklamlar
Düşünceler, Günlük, Perspektif içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İZİNDEN GİT

mine miski

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut, ağaç, açık hava ve doğa Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, açık hava ve doğa

İZİNDEN GİT

Öfkenin izinden git,
sevdiğim…
Aç bebeğin,
arayıp bulduğu anne memesine
iştahla sarılması gibi
sarıldığın bu öfke,
yol göstericin olacak, inan…

Kırgınlığının izinden git,
sevdiğim…
Yolunu kaybetmiş yolcunun,
karanlıkta gördüğü ışığa
koşması gibi
koştuğun bu kırgınlık,
yol gösterecek sana, inan…

Acının izinden git,
sevdiğim…
Gururdan gözü kör olmuş aşığın,
sevdiğinden
kaçması gibi
kaçtığın bu acı,
yol göstericin olacak, inan…

Belki,
böylece,
hoşgörünün,
şefkatin,
sevginin,
birbirine kavuştuğu pınardan,
bir molada,
birlikte su içer,
bir ağaç gölgesinde,
uzanır,
kuşları dinleriz seninle,
hanımellerini koklar,
umutlardan taçlar yaparız…
Sonra…
sonra, devam ederiz yolumuza…

MM

View original post

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

BİR GÜN AFET HER GÜN YIKIM

BİR GÜN AFET HER GÜN YIKIM

Genizde keskin bir yanma
ıslak beton, kireç,
çürümüş tahta kokusu,
buradan yayılan
erken ve sinsi
ölüm korkusu…

yer, gök, sağlar
geride kalanlara ağlar…

Eşyalar şişmiş ve ıslak,
gözler gibi;
yorgun başlar düşmüş yana
bir sıcak ekmek kokusu özler
sağlam bir omuz gözler gibi…

Bir kez daha
“insan insanın hem kurdu hem yurdu”
ve bir kez daha
evrim yenik düşmüş insana…

yer, gök, sağlar
geride kalanlara ağlar…

MM

Günlük, Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

SİMETRİ-ASİMETRİ

SİMETRİ-ASİMETRİ

Eşyaları konumlandırırken de ilişkilerde de simetri takıntısı/hastalığı, yaratıcı, geliştirici özgür deneyimlere engel oluşturur, çokluk… İlişkilerdeki ısrarlı ödetme, misilleme, hesap tutma davranışları, en ileri biçimde ise kısas, kan davası, bir nevi simetri takıntısı olarak yorumlanabilir.

Bununla birlikte, eşyalarda dağınık ve işlevsel olmayan asimetriden ve ilişkilerde duygusal açıdan dengesizlik oluşturacak boyuttaki asimetriden de uzak durmalı… Dengesiz asimetri yorar, enerji israfına yol açar; nihayetinde yine gelişimi sekteye uğratır.

MM

Düşünceler, Günlük, Perspektif içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ÖMÜR

ÖMÜR

Fotoğraflarla doluydu raflar
Yaşadı nice yasaklar, aflar
Onca yalanla boş laflar
İşitti bu yaşlı kulaklar…

Geride kaldı koca bir ömür,
Hâlâ gerek, eve ekmek ocağa kömür
Olmasa da yağı, ışığı, feneri
“Yeter ki sönmesin”di insanın gözünün feri…

MM

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

GÜZEL ÇOCUKLUK ANILARI

SIRADAN DİYALOGLAR

GÜZEL ÇOCUKLUK ANILARI

B – Güzel çocukluk anıları olması insanın… bir yanılsama mıdır?

S – Güzel çocukluk anıları olmayan çocuk var mı?

B – Mutlu çocukluk var mıdır?

S – Yoksa, güzel çocukluk anıları olmayan yetişkin mi var?

B – Katlanılası bir durum mudur hiç, bu?

MM

Düşünceler, Perspektif, Sorular, Sıradan Diyaloglar içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

TEDAVİ PRATİĞİNE KLİNİSYEN GÖZÜYLE BİLİMSEL BİR BAKIŞ

GERÇEKTEDAVİ PRATİĞİNE BİR BAKIŞ 

“Bir tedavi yöntemi” ile ilgili karşılıklı düşünce ve bilgi alışverişinde bulunurken öncelikle bazı hususların değerlendirilmiş olmasının, bu alışverişin daha verimli gelişmesine yol açabileceği kanaatindeyim.


1- Özel bir alanda, eğitimli ve yeterliliği/geçerliliği ilgili otoritelerce tescilli, “bilimsel yöntemle elde edilmiş ve kanıtlara, rehberlere dayalı bilgiyi kullanarak” bazı hastalıklarda tedavi uygulayan bir hekim olarak, tutumum nedir?

2- Bilimsel ilgi-merak nedeniyle belli-bazı alanlarda, gerek temel bilim gerekse klinik uygulamaya yönelik ve geçerliliği olan, zaman ve emek gerektiren çalışmalar yapacak bir araştırmacı olarak tutumum ne olmalıdır?

3- Bir grubu (öğrenci, meslektaş, halk) eğitmek/bilgilendirmek amacıyla görev aldığımda tutumum ne olmalıdır?

4- Bilirkişi olarak, resmî, hukuki veya gayriresmî olarak görüşüm sorulduğunda, ortaya koyacağım tutumum ne olmalıdır?

5- Kural/yasa koyucu olduğunda tutumum nasıl olmalıdır?

6- Bireysel yaşamımda, kendim için seçeceğim, yakınlarıma ve arkadaşlarıma önereceğim yöntemlere ilişkin tutumlarım ve sorumluluklarım nelerdir?


  Yukarıdaki her bir alan, sınanmış bilgi ve bilince dayalı seçim gerektirir. 

Her seçim ise çoğunlukla iç içe geçmiş sorumluluklar getirir (vicdani, tıbbi, hukuki, sosyal-ruhsal-etik); yaygın biçimde bu sorumluluklar irdelenmemiş ve karşılıkları kamuoyu nezdinde açıkça ortaya kon(a)mamış olsa da…

Bilgi ⇒ Tutum ⇒ Seçim ⇒ Sorumluluk

İnanç ⇒ Tutum ⇒ Seçim ⇒ Sorumluluk

İnançların birçoğunda da öncül bilgi/desteği bulunduğunu dikkatten kaçırmamakla birlikte; hareket noktamızın, yanlı/eksik bilgiye dayalı/hiç dayanaksız inançlarımız mı tamamen yanlış/eksik bilgi mi yoksa, güncel, mevcut şartlarda nesnel ve geçerli kabul Bedilebilecek bilgiler mi olduğunu, iyice gözden geçirmek gerekiyor. Bu yolun belirleyicileri ise:

  • İyi/doğru düşünme pratiği (etraflı muhakeme, mantıksal safsata tuzaklarından sakınma)
  • Yeterince, doğru ve güncel bilgiye erişme olanağı
  • Eğitim (bireysel ve toplumsal)
  • Hukuki yaptırımlar

olarak başlıklandırılabilir.

Belki, çok yakın bir zamanda, şu andaki talep-arz durumundan daha farklı olarak, hekimler ve hastaneler web sayfalarında her bir hastalık için nasıl bir tedavi yöntemi/felsefesini seçtiklerini de açıkça belirtmek durumunda kalacaklar ve hastalar buna göre nihai seçimi yapacak. Çünkü, bir süre önce şarlatanlık olarak addedilen ve cezai yaptırımları olan bir çok uygulama, bugün yasal, ekonomik ve psikolojik dayanağa kavuşmuş durumdadır.

Uzun zamandır sağlıkla ilişkili girişimleri ve tıbbi uygulamaları sadece evrensel bilgi ve tıp kitap/dergileri değil, yasa-yönetmelikler; onları da politika(cı)lar belirliyor… Bu, sadece ülkemizde değil, dış dünyada da değişen derecelerde böyle. Hem uygulayıcı hekimler hem yararlanıcı halk olarak, bu politikaların belirlenmesinde, bilimsel, ekonomik, psiko-sosyal etmenlerin yerini iyi biliyor muyuz? Başka deyişle, bugün yasal olan/olmayan uygulamanın, bilimsel olarak en doğru, en geçerli uygulama olduğunu söyleyebilir miyiz? Yarın bunun nasıl ve hangi saikle değiştirilebileceği ön bilgisine sahip miyiz?

Alanımdan bir örnek; febril nötropeni denen, bağışıklık sisteminin en derin biçimde bozulduğu ve özellikle lösemi, ilik nakli gibi hastalıklarda sık görülen çok özel ve hayatı tehdit eden klinik durumda; antibiyotik tedavisini yıllarca hematologlar yapmış ve bunun eğitimini almışken günümüzde “o antibiyotikleri siz yazamazsınız” dendiği için, bu tedavi hematologlarca birinci elden yapılamamaktadır. Bu uygulamanın, gerek uygulama başlamadan önce gerek uygulamayla birlikte, ilaçtan tasarruf-doğru ilaç kullanımı boyutu ile hasta yarar-zararı açısından nesnel karşılaştırma verilerine sahip miyiz?

Elbette, sadece ilaçlar için değil, tüm tetkik ve tedavi yöntemleri için de bu sınırlandırma değişkenlikleri olmaktadır; olabilecektir.

İKİ ÖRNEK DURUM: TUTUM VE SEÇİMLER NELER OLABİLİR?

Kolesterol düşürücü ilaçlar konusunda yukarıdaki 6 durumda konumumu belirteyim.

(Bu örnekte en doğru seçimlerin benimki olduğunu iddia etmiyorum. Amacım, uygulamaların seçimlere dayalı olduğuna ve farklı durumlarda farklı biçimlerde olabileceğine dikkat çekmektir.)

1- Hematolog olarak pratiğimde, hastalarımın kolesterol problemlerine ilişkin tedavilerini ben yapmıyorum. Ek kardiyak ve metabolik sorunlarının varlığına göre ilgili branşlara yönlendiriyorum. Ama, ör. aile hekimi olsaydım tutumum başka olurdu.

2- Oldukça medyatik-popüler olmakla birlikte, hiperlipidemide, lipid düşürücü tedavi ile ilişkili bir araştırma, ilgi ve merak alanımda olmadığından, planlamayı düşünmüyorum; ancak, statinlerin inflamasyon ve malignite üzerine etkilerini ilginç ve araştırmaya değer buluyorum. Ayrıca, kolesterol düşürücülerle ilgili derinlikli-ayrıntılı akademik çalışmaları izlemek yerine, bilimsel saygınlığı kabul edilen dergilerdeki geniş kohort ve meta-analiz çalışmalarını, genel bilgiye sahip olmak ve sürdürmek üzere, takip ediyorum.

3- Eğitmek/bilgi vermek söz konusu olduğunda bu konuda uzman olmadığımı, derin ve güncel bilgiye sahip olmadığımı yani şu anda burada söyleyeceklerimi belirterek alanda uzman birinden ve güncel ulusal/uluslar arası kılavuzlardan bilgi almalarını öneriyorum. Genel-güncel bilgiye sahipsem onlardan söz ediyor veya referans olarak veriyorum; ancak tedavi konusunda öneride bulunmuyorum.

4- Alanda bilirkişi düzeyinde pratik ve teorik bilgimin olmadığını, mümkünse konunun uzmanının görevlendirilmesinin daha doğru olacağını belirtirim. Ancak zorunlu hallerde, gerek kitap gerek ulusal ve uluslar arası dernek rehberleri gerekse kaliteli makaleleri, uygun biçimde ve yeterli süre zarfında değerlendirerek kişisel kanaatimi ifade ederim.

5- Kural/yasa koyucu olmam durumunda, 4. maddedeki incelemelerin yanında, mutlaka, alandaki uzmanlık derneklerinin oluşturacakları raporların değerlendirileceği, diğer ülkelerin yasa ve uygulamalarının ne şekilde olduğunun ve ülke şartlarının da hesaba katılarak nihai düzenlemelerin yapılacağı bir heyetin oluşmasını sağlardım.

6- Yakınıma, kendim, kolesterol düşürücü ilaç, takviye besin maddeleri ve başka iyileştirici olduğu iddia edilen uygulamaları önermiyorum. Gerektiğinde, ilgili branşların görüşüne göre hareket ediyorum. Örneğin, annem kullanıyor; medyanın etkisiyle bana “ilacımı keseyim mi” diye sorduğunda, “kardiyoloji doktorun devam diyor, bence de devam etmelisin” dedim.

Lösemi gibi ağır bağışıklık baskılanması durumunda, nötropenik ateşli hasta, yakınına 5 lt damacanada “uzaktan okunmuş su” getirtip bunu içmek istediğini belirttiğinde tutumum ne olmalı?

  • Aman ha, içmesin kesinlikle, ölür!!!
  • Madem yararına inanıyor, o halde iyi gelecektir, bırakalım içsin.
  • Ben görmedim, duymadım, bilmiyorum…
  • Yahu, uzaktan okuma mı olurmuş, hem yakından olsa ne olur, inanmayın böyle safsatalara!!!
  • Şişe açık ve kaynağın güvenli olup olmadığını bilmiyoruz; dolayısıyla, senin durumunda zararlı olabilir. Bu yüzden içmeni önermem. Buna rağmen, riski göze alarak içmek istiyorsan sorumluluk senindir (sözlü ve yazılı olarak, tanık eşliğinde).
  • ….
  • ….
  • ….

BUNLARIN TÜMÜ BİRER SEÇİMDİR, SEÇİMİMİZDİR… tekrarlarsak,

“Her seçim çoğunlukla iç içe geçmiş sorumluluklar getirir ((vicdani, tıbbi, hukuki, sosyal-ruhsal-etik); yaygın biçimde bu sorumluluklar irdelenmemiş ve karşılıkları kamuoyu nezdinde açıkça ortaya kon(a)mamış olsa da…

Dr. Mine Miskioğlu

20.12.2018

 

 

 

Bilim, Düşünceler, Günlük, Köşe Yazılarım içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın