AŞURE, AKIL VE TEMEL BİLİMLER

mine miski

Resim

Tek tek buğdayı, şekeri, diğer malzemeleri yan yana, alt alta, üst üste koymakla aşure olmuyor; bu bileşenlerin tamamı elimizin altında ve gözümüzün önünde olduğu halde… suyu fazla koysanız bişeye benzemiyor, ısıyı fazla tutsanız yanıyor; bileşenlerine büyüteçle, mikroskopla bakmak, tek bir buğdayı oluşturan nişastayı ve dahi karbonlarını ya da içine konan şekeri oluşturan karbonları ayrıştırmak, aşurenin dilimizin papillalarında yer alan sinir uçlarında oluşturduğu özgün tadın karşılığını açıklamıyor; üstelik, bu veya bir başka şeyin tat ve duygu alanımızda bazı çağrışımlarla bizde oluşturduğu, özel hoşlanma veya iğrenme vb yaşantılarımızı…. daha pek çok şeyi de bu karmaşık anlamlandırma sistemimize ekleyebiliriz…

ve bir çok unsuru, içinde olduğu ve/veya oluşturduğu sistem içinde, etkileşimleri ile birlikte bütünlüklü olarak değerlendirmezsek anlamamız zorlaşıyor…

Nihayetinde, ister sinir sistemi, sindirim sistemi ve diğer biyolojik sistemlerimiz, ister doğadaki diğer canlı veya cansız sistemler, temel bilimler aracılığıyla incelenmeye, anlaşılmaya çalışılıyor ve bildiklerimiz ne kadar çok olsa da bilemediklerimiz ya da henüz anlayamadıklarımız muhtemelen…

View original post 112 kelime daha

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

DÖNÜŞÜM, BAŞARI, MUTLULUK

DÖNÜŞÜM, BAŞARI, MUTLULUK

Bir deneyim, bir duyumsama, bir beceri, bir yetkinlik eldesi vb akabinde orada, onda kalmak veya onu kapsayıp aşmak (ki bu, dönüşmeyi, değişmeyi, hattâ yenilenmeyi de içerebilir) mümkündür… Bu, bizi, farķlı bir biz yapar; bu yeni bizin algı, yorum ve hedefleri, artık eskisinin aynı olmayabilecektir, olumlu veya olumsuz anlamda olsa da… Dolayısıyla, önceden “doğru, başarı, mutluluk” olarak addettiğimiz durumların değişmesi de tabiidir…

Hayatın rastlantısal akışı ile bu akışın bizdeki, bizim bildiğimiz veya bilmediğimiz, bizim katkımızın olduğu veya olmadığı, etkilerinin bir toplamıyız, bir nevi…

Başarının asıl ölçütlerinden biri, kendi gönlünün muradını bulup onu gerçekleştirmek… diğer bir ölçütü de başkalarına ve insanlığa yarayışlı işler yapmak… mümkün olur da her ikisi buluşur veya bir arada olursa da o en iyisi, kanaatimce… Tabii, bu zaman alıcı ve her aşamada yeniden yeniden gözden geçirmeyi gerektirebilecek bir süreç…

Ancak, bazı sorular da var, kuşkusuz…

  • Bu süreç, toplumun genel yapısından (aile, okul dahil) ve o toplumun bizim algı ve yorumlarımız üzerindeki etkisinden (karakterimiz, fiziksel ve ruhsal yapımız dahil) ne kadar azade?
  • Şimdiki ve yolda kaçınılmaz olarak değişecek olan kendimizi ne kadar tanıyoruz/tanıyabileceğiz?
  • Bu konuda, “Kervan yolda düzülür” ile “Mutluluk varılacak bir yer değil, bir yolculuk biçimidir” sözlerinden de yararlanabilir miyiz?

Mutluluğumuzu olduğu gibi, mutsuzluğumuzu da bir şeye, bir olaya, bir duruma, bağlarız, bağlamak isteriz. Yine de bazen sebepsiz mutsuzlar, mutsuzluklar dikkatimizi çeker.

Sebepsiz mutsuzlukların bir kısmı, ilk çocukluk dönemindeki aile içi ilişkilerde, yakındaki (en çok da birincil bakım veren olan annenin) duygulanım ve yorum aktarımlarının içselleştirilme biçiminden kaynaklanabilir. Bu tür yerleşik bir yapının değişimi de çok kolay olmayabilir; yine de yaşamın akışı içinde bu yorumlamaların da dönüşüme uğraması mümkündür.

Ancak, “sebepsiz mutsuzluklar” ne ölçüde, nereye kadar, kime göre, sebepsiz, irdelemekte de yarar vardır. Örneğin, kendi yiyeceği olmasına karşın, aç komşusunun veya başka ülkelerdeki açların, yani genel olarak”ötekinin” acılarını, duygularını anladığı, hissedebildiği, çaresiz kaldığı için mutsuz olan biri, bunu anlamayanlara “sebepsiz mutsuz” olarak görünebilir…

Bazen, dönüşümümüz, idrakimizin değişmesiyle birlikte, mutsuzluğumuza yol açmış görünse de artık bu farkındalıktan geriye dönüş olmadığı gibi, geçmişin mutluluğu geçmişte kalacak; yeni mutluluklarımız, bu yeni idrak durumu üzerine/üzerinden inşa edilecektir…

MM

Düşünceler, Günlük, Köşe Yazılarım içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ADADAKİ EL

ADADAKİ EL

Uzak ve kayıp bir adada kaldı çocukluk
dört bir yanı anneyle çevrili;
fırtına, gök gürültüsü, yağmur,
güneşin yakıcı sıcağı ona değmez,
o, evladının başını öne eğmez…

Anne çekildi kenara,
yol açtı yüreğindeki tatlı nara
düşe kalka alsa da bir çok yara
yeter ki düşmesindi yavrusu dara…

Açılan uzun yoldan yürüdü çocuk,
genç ve yetişkin olup
bazen acı bazen umut dolup
bulsa da fark etmeden
başka adaları çevrelerken kendini;
olsundu,
isterse fotolar solsundu;
ama, sıcacık anılar gülümsesin,
o uzak adadan bir el,
hiç durmasın
hep sallansındı…

MM

Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

DEĞİŞİM

DEĞİŞİM

Renk değişir al olur
Omuzunda şal olur
Yârin yüzü gülünce
Ağızdaki bal olur.

Gün değişir tün olur
Bulutlarda tül olur
Yârin eli değince
Yanaktaki gül olur.

Akşam döner ay olur
Bardağında çay olur
Yârin sesin duyunca
Yürekteki pay olur.

Ömür geçer son olur
Hatıralar fon olur
Yâr akla düşünce
Küllerdeki, ateş olur kor olur.

MM

Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

YÖNETİM

YÖNETİM

En iyi yönetim, bilgi olarak eş olmasa da bilinç düzeyi eş insanların herhangi bir “iktidar” biçimi gerekmeksizin kendi kendilerini, “tüm canlıları en uygun koşullarda var edip sağ kılıp mümkün olduğunca da mutluluklarını sağlamayı hedefleyecek şekilde” yönetmesidir.

Bu bir ütopya olsa da mevcut her yönetim, bu duruma ne ölçüde yaklaşmışlığıyla değerlendirilerek, çıtanın yükseltilmesi ortak talep ve hedef olabilir…

MM

Düşünceler, Günlük içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

TEDAVİ PRATİĞİNE KLİNİSYEN GÖZÜYLE BİLİMSEL BİR BAKIŞ

mine miski

GERÇEKTEDAVİ PRATİĞİNE BİR BAKIŞ 

“Bir tedavi yöntemi” ile ilgili karşılıklı düşünce ve bilgi alışverişinde bulunurken öncelikle bazı hususların değerlendirilmiş olmasının, bu alışverişin daha verimli gelişmesine yol açabileceği kanaatindeyim.


1- Özel bir alanda, eğitimli ve yeterliliği/geçerliliği ilgili otoritelerce tescilli, “bilimsel yöntemle elde edilmiş ve kanıtlara, rehberlere dayalı bilgiyi kullanarak” bazı hastalıklarda tedavi uygulayan bir hekim olarak, tutumum nedir?

2- Bilimsel ilgi-merak nedeniyle belli-bazı alanlarda, gerek temel bilim gerekse klinik uygulamaya yönelik ve geçerliliği olan, zaman ve emek gerektiren çalışmalar yapacak bir araştırmacı olarak tutumum ne olmalıdır?

3- Bir grubu (öğrenci, meslektaş, halk) eğitmek/bilgilendirmek amacıyla görev aldığımda tutumum ne olmalıdır?

4- Bilirkişi olarak, resmî, hukuki veya gayriresmî olarak görüşüm sorulduğunda, ortaya koyacağım tutumum ne olmalıdır?

5- Kural/yasa koyucu olduğunda tutumum nasıl olmalıdır?

6- Bireysel yaşamımda, kendim için seçeceğim, yakınlarıma ve arkadaşlarıma önereceğim yöntemlere ilişkin tutumlarım ve sorumluluklarım nelerdir?


  Yukarıdaki her bir alan, sınanmış bilgi ve bilince dayalı seçim gerektirir. 

Her seçim…

View original post 755 kelime daha

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

KLİŞELER NEDEN TEHLİKELİDİR?

mine miski

ÇAY-DENİZ-KLİŞE

KLİŞELER NEDEN TEHLİKELİDİR?

Klişe nedir?

Baskıda kullanılan kalıplara verilen isim ve mecazen de basmakalıp söz ve davranışlar demek, klişe…
Çeşitli durumlar karşısında farkında olarak veya olmayarak gösterdiğimiz çeşitli tutumlar, bir nevi otomatik davranışlardır.

Neye yarar?

Çoğunlukla öğrenilmiştir, işimizi kolaylaştırır. Kendimizin veya karşımızdakinin beklediği tutum ve davranışları çabucak/yorulmadan göstermemizi sağlar. Farkında isek, gerekeni yaptığımız duygusunu hissettirir. Farkında olmasak da haklılık duygusuna kolay erişmemize yol açar; ki, bu en önemli işlevi olsa gerektir.

Çeşitleri var mı?

orta yaş-genç-yaşlı klişesi
ast-üst klişesi…
imaj klişesi
cinsiyete uygun davranma klişesi
fedakâr anne-baba klişesi
kayınvalide-gelin-damat klişesi
karı-koca klişesi
bekâr-dul olma klişesi
tören-kutlama klişesi
ayıp klişesi
yalnızlık klişesi
….

İnsan klişeler(iy)le ne yapar?

Sözü edilen ve benzeri klişelere kendini ve ötekini hapsetmek, en azından sıkıştırmak, hattâ bazen boğ(ul)mak en sık yapılan şeyler…

Klişeler neden tehlikeli?

Empati yanılsaması yapabildikleri için…
Toplumsal kurallara uygun, ideal birey yanılsaması yaptıkları için…
Düşünmeyi, muhakemeyi askıya aldıkları için…
Hissedilmeyen şeyleri hissediyormuş gibi göstererek…

View original post 47 kelime daha

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

YANILTMA POMPASI

mine miski

YANILTMA POMPASI

Umut pompalanıyor dört bir yandan… güzellik, gençlik, kansere çare, hattâ ölümsüzlük pompalanıyor. Şunu yaparsan, bunu yapmazsan, bunu yersen, onu sürersen, buna dokunmazsan…

Tüm bunların hedeflenmesi ve bilimsel araştırmaların konusu olması başka, sanki halihazırda mümkünmüş gibi medyanın, piyasanın ve hattâ ne yazık ki bazı ilgili alan çalışanlarının insanları yanıltması bambaşka… Sonra, pazarlanan umut, ölümsüzlük kaçınılmaz olarak gerçekleşmeyince, derin hayâl kırıklığı ve öfke patlaması… Kim zararlı? Pazarlamacılar hariç herkes… Aslında en nihayetinde onlar bile…

MM

View original post

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bilgi güçtür, inançsa…

mine miski

Bilgi güçtür, inançsa…

“Bilgi kuvvettir” demiş F. Bacon, 300 yıl önce…
Ondan esin ve ona saygıyla…

“Doğruluğu bilimsel yöntemle kanıtlanmış bilgi” ise “büyük bir güç”tür…
İnanca dayalı bilgi, soruların bazılarını görmezden gelerek erken şartlanma, ikna, korku ve mükâfata yaslanırken, bilimsel bilgi tüm sorulara büyük bir cesaret, iştah ve coşkuyla açar kucağını; kendini yanlışlama ve yeniden yeniden düzenleme pahasına…

MM

View original post

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

FELSEFE

Bilmek-Özgürlük-Ahlâklılık; birbiri için süreklilik oluşturan bu döngünün düzgün işleyişi, sağlık ve sağlıklı bir mutluluk için şarttır; felsefe de bütünlüklü olarak, insan için, insanlık için hem bunu ortaya koyan hem elde edilmesini hem de sürdürülmesini sağlayan, yaşamsal bir faaliyettir… Felsefenin ilksel amacı insanın mutluluğu gibi görünmese de yakından bakıldığında insanın özsel mutluluğunun potansiyel sağlayıcısı olduğu kolayca anlaşılacaktır.

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın