… MELİ … MALI

SIRADAN DİYALOGLAR

… MELİ … MALI

B –  … ilgilenmeli, … yapılmalı, … duyulmalı, … görülmeli, … olmalı,
… düşünmeli, … etmeli, … sağlamalı, … hatırlamalı, … ummalı, … çalışmalı, … bırakmalı,

… almalı, … vermeli, … gidilmeli …

Ö – Ama, sırtında taşımak dünyayı ve öyle ilerlemek imkânsız; bak, indirdim koydum yana ben, hattâ bazen çıkıp üstüne etrafa bakmak da iyi oluyor 😉

B –  … beklememeli, … yapmamalı, … yormamalı, … dememeli, … kırmamalı …

Ö – Hayatımdan “…meli” “…malı”ları, zorunlulukları olabildiğince çıkardım; onlar, yasalara, yönetmeliklere yaraşıyor… günlük hayatta artık tercihler, seçimler, tesadüfler var benim için 😉

B – Birlikte olmamalıyız, mümkün değil…

Ö – Bu bir zorunluluk mu gerçekten, seçim mi? Sorumluluk almak zordur, çok zaman ve “kendi” kararının sonuçlarıyla yüzleşmek… Peki, tamam… Anılar ve yitirilen ilişki olanaklarının ruh hâliyle, sevinç, kırgınlık ve hüznüyle, herkes hayatına devam eder…

MM

Reklamlar
Günlük, Sıradan Diyaloglar içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

EBEVEYNLERLE SOHBET

EBEVEYNLERLE SOHBET-WINNICOTT

“İnsan doğasının derinlerinde gizli kalan çok şey vardir ve ben kendisi için her şey çok basit ve pürüzsüz olan, tüm cevapları bilen, hiç tereddüt yaşamayan bir annenin çocuğu olmak yerine insan olmaya ilişkin tüm içsel çatışmalara sahip bir annenin çocuğu olmayı tercih ederim.”

“İnsan ilişkileriyle ilgili herhangi bir sorunu yüzeysel bir biçimde de inceleyebiliriz, daha derine de inebiliriz. Yüzeyde kalarak bir çok tatsızlıktan kaçınırız ama aynı zamanda daha derinlerdeki gerçekleri de gözden kaçırmış oluruz. “

“… Bana kalırsa kıskançlığın sona ermesinin ikinci yolu
çocuğun tatmin edici deneyimleri özümseme ve bunları kendiliğe katma gücünün artmasıdır. İyi bakılmak, yıkanmak, çığlık atmak ya da gülmsemek gibi hoş duyumlara, nesneleri beklenen yerde ve beklenen zamanda bulmaya, hatta beklenenden çok daha iyi bir durumda bulmaya ilişkin bütün iyi anılar çocuğun iç dünyasında birikir. Ayrıca uyarım cümbüşünü takip eden doyum anıları, özellikle de beslenme anıları birikerek çoğalır.
Tüm bunları üst üste ekleyip, hepsine birden anne fikri veya anne ve baba fikri adını verebiliriz. Çocuğun iç dünyasında kıskançlığın hiç ortaya çıkmamasının da bir nedeni vardır, çünkü çocuk alacağını yeteri kadar almıştır ya da herhalükârda küçük bir bölümünü kendisine saklamasına yetecek kadarını almıştır.”

“…üçüncü ve son süreç diğerlerine oranla çok daha karmaşıktır. Bu süreç çocuğun başka birine ait deneyimi yaşayabilme becerisinin gelişimini içerir. Bu beceriyi kendini ötekinin yerine koyabilmek diye tanımlayabiliriz… Yaşananları yalnızca ötekinin bakış açısından görmekle kalmayıp aynı zamanda onun yaşadığı deneyimden fazladan bir keyif duyabilmeleri bazı çocukların uzun zamanını, hatta yıllarını alır. Çocukların -kızlar kadar erkeklerin de- kendilerini anneleriyle özdeşleştirdiğini sıkça görürüz. Anneyi gerçek anne olarak kabul ederken, bir yandan da onun yerinde olduklarını hayal ettikleri oyunlar oynarlar.”

“… Bir çocuğun oyun oynayabilmesini sağlayamayız ama onu korumakla, anlayış göstermekle, beklemekle ve aslında pek de düşünmeden yaptığımız yüzlerce şeyle çocuğun gelişimini kolaylaştırabiliriz. Söylenebilecek daha çok şey var belki ama tutarlı ve iyi bir bakımın çocuğun gelişmesine olanak sağladığını ve kıskançlığın da ancak bu gelişimin sonucunda ortadan kaybolabileceğini aktarmak yeterli olacaktır.”

https://drive.google.com/file/d/0B3zSZkkdTjTZR2JXOHhiZ2o3UFk/view

Alıntı, Görsel, Kitaplar içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

YONCA ÇİÇEK AÇMIŞ

Mine Miskioğlu'nun fotoğrafı.
Yonca çiçek açmış şans mı gelecek
Gönül bu sevdayla dans mı edecek
Sana ektiklerim haz mı verecek

Sandım sandım sandım sandırma beni
Serin uykulardan kaldırma beni
Veriyorum diyerek kandırma beni
….

Uyarlama ve duyarlama MM 

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

ANLAMINI KAYBETMİŞ KUŞ

ANLAMINI KAYBETMİŞ KUŞ

Boynu bükük bir kuş idim dün,
kondum badem dalına
Görmedim açmış çiçeği…
Susamıştım ama
bulamadım
önümdeki içeceği…

Üşüdüm,
sokuldum yandaki sincaba,
İrkildi kaçtı, neden acaba?

Atladım daldan aşağı,
Yandaki evin sahibi,
bir garip, kaşımaktaydı şakağı…

Pencere kenarında,
gördüm bir parça kırıntı.
Midemden kazıntı,
İçerideki kediden mırıltı,
Küçük oğuldan zırıltı,
Uçuşan sineklerden vızıltı,
Evin çatlak mutfak duvarından sızıntı…

Gelmekte hepsi üstüme,
Sanki sevinmişler gibi,
kendimle küstüğüme…

Gün, oldu koca bir karaltı,
Artık konmalı bir çınaraltı,
Hani, neredeymiş o,
Şu, anlam denen eşsiz parıltı?

MM

30 Mart 2010, İzmir

Görsel, Günlük, Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

SINANMAMIŞ İYİLİKLER

 

 

SINANMAMIŞ İYİLİKLER

Zaman içinde sınanmamış
“iyi”liklerdi aldatan bizi…
göremedik, dizi dizi
sahteliklerdeki izi;
yitirdik yakınlıktaki gizi
ve nihayetinde
birbirimizi…

MM

Foto: Tuzla Marina

Görsel, Günlük, Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ANMA

ANMA

Geçmişi andık:
candık,
yandık,
sınandık…

MM

Foto: 1- Asklepion, Bergama
2- Sagalassos
3- Kaleköy, Kekova, Antalya

Görsel, Günlük, Perspektif, Şiirlerim içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | 3 Yorum

EY KADIN

Bir kendini bilmezin ağzından kadın…

mine miski

EY KADIN

Ey kadın,
fark etmez adın
önemli olan,
kadın tadın…

Ey kadın,
süzen
üzen
ve düzen
ben…

bil ki,
sınırın ben
sinirin ben,
ederin, giderin
ve kaderin,
hepsi ben…

Ey Kadın,
çıkmasın sesin hiç
nafile,
alemin
cümlesi
ve ötesi
hep
benimle…

Ben kim miyim?
Bilmem…

MM

View original post

Uncategorized içinde yayınlandı | 4 Yorum