Baştacı Hüzün, İnsanca Acı Ve Masum İyimserlik

Hüzün bir sonuçtur…
İnsan, “hadi ben hüzünlü olayım” diyerek hüzünlü olmaz. Hüzün bir sonuçtur.
Yaşadığı, hissettiği şeylerin sonucunda ve yanında, bazı insanların ruhsal/düşünsel dünyasına yerleşen bir fon… Bunun için, duyarlı olmak gerek, algı düzeyi yüksek olmak gerek, bazı yaşantılar yaşamak gerek ve her şeyden önce insan olmak gerek…

Eğer, bu eşlik eden, cepte/zulada duran hüzün; diyorsa ki bir yandan “şunun anlamı yok, bu değersiz, vs”; bu sese kulak vermek gerek…Çünkü bu hüzün bir bakıma bizim “koruyucu meleğimiz”dir, istersek olabilir yani…
Bizi istemediğimiz yaşantılara sürüklenmekten, istemediğimiz ilişki ve davranışlardan koruyan, “ben” olma sürecimize katkıda bulunan… Sorun, bu hüzünde değil. Bu hüzün, hisseden, düşünen insanın başının tacı…

Sorun, bundan sonraki adımları seçerken…
Doğru cevapları bulmak için doğru soruları da sormak gerekiyor bazen. Ve bu sorular, çok zaman cesaret gerektiren sorular:
1- Olmak istediğim yerde mi (aile, kent, bölge, ülke) yaşıyorum?
2- Yapmak istediğim işi yapıyor muyum (zekama, yeteneğime, zevkime göre)?
3- Yaşamak istediğim ilişkileri yaşıyor muyum?
4- Olmak istediğim yerde miyim, yani gerçekten olmak istediğim insan mıyım?

En kolayından başlasak cevaplamaya ve en kolayından başlasak cevapların işaret ettiği yöne doğru yola koyulmaya…

Elbette yeni sorular da oluşacak bu durumda:
5- Bulunduğumuz noktadan ayrılmaya kalkarken, neleri arkamızda bırakmaktan korkuyoruz?
6- Nelerimize, hep ama hep sahip çıkmak istiyoruz?
7- Zihnimiz, zekamız, ruhumuz, neleri, kimleri istiyor yanında?

Acıya gelince…
Acı da bir sonuçtur.
Olması engellenecek bir şey de değildir, çoğunlukla. Acı bize yaşadığımızı hissettiriyor, olgunlaştırıyor olsa da, acı çekmek de, “hadi ben acı çekeyim de olgunlaşayım” şeklinde bilinçli bir seçimle yaşantılanacak bir duygu değildir.

Olaylar –>Acılar –> Sonuçlar ,
Yeni olaylar –> Acılar –> Aynı veya yeni sonuçlar,

Acınının insanda oluşturacağı etki ve itkiler ve acının yaşanma biçimi, yine o insanın düşünsel/ruhsal potansiyeli ile ilişkili olacaktır. Bir acı bir yere taşırken insanı, üzerine eklenen başka acılar, aynı veya farklı yönde oluşlara yol açabilir.
Sonuçta, acılardan, bilincin devreye girmesiyle öğrenilecek şeyler çıkarmak da, insana özgü bir süreçtir.

İyimserlik ise…
İyimserlik ise, bir oluş biçimidir, bir seçimdir…
Aslında iyimserlik de bazı yaşantılar gerektirdiğinden, bir bakıma sonuçtur… ancak, küçümsenmeyecek kadar önemli bir boyutu vardır; duygusal-düşünsel yaşantılar süzgeçten geçirilmiş, damıtılmıştır, aktif bir eylemdir ve nihayetinde ise bilinçli bir seçimdir.
Acı vardır, çekilmiştir, hatta çekilmeye devam etmektedir. Hüzün fonda hep vardır, baş tacıdır. Tüm bunlarla birlikte, yarısı su dolu bardağın dolu tarafının da olduğunu, masumca, basitçe, adilce ve hakkaniyete uygun bir biçimde dile getirmektir, iyimserlik…ve diğer yarının boş olmasının karamsarlığına kapılıp da, dolu tarafın tadına varamama şanssızlığından kendini ve başkalarını korumaya çalışmaktır… nice canlının hayatını kurtarmıştır yarım bardak su… kurtarmaya devam edecektir de…

Reklamlar
Bu yazı Köşe Yazılarım içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s