konuşmak-yazmak-susmak üzerine NOTLAR

susmak, konuşmanın zıddıdır…
sessiz durmak, ses çıkarmamak, söz söylememek başka, susmak başka… peki, konuşmamak, susmayla aynı şey midir? rutin halimiz, “steady state” durumumuz nedir? evimizde sessiz, konuşmadan, kendi başımıza otururken örneğin, bu durumun adı susmak mıdır? önce ses çıkaran, konuşmayı öğrenen insan var… susmak, bundan sonra ve bunun üzerine eklenen bir üst yeteneğimiz (!) olsa gerek…

susmak, “aktif” bir eylemsizlik…
çünkü, üzerimizde bir etki, bir duygu, bir düşünce, bir oluş var iken, bunu ifade etmek yerine etmemeyi, gönüllü veya zorla seçmiş oluyoruz…

“susma”nın var olması için, aslında konuşulacak bir şey/durum olması gerekir… işte bu yüzden, susmak konuşmanın zıddıdır…

yazmak, daha üst merkezlerce sağlanan bir edim…
önce bebek, sonra çocukken, sözle öğreniriz her şeyi…
okuma yazma bilmesek de ayrıca, hayatımızı sürdürebiliriz, üstelik bilgece bile yaşayabiliriz… geçmişte ve bugünde nice bilgeler, nice alaylılar var…

sözlü kültür yabana atılası değil… derler ki, bunun en çarpıcı örneği mantarın zehirli olanı ile olmayanının ayırt edilmesinin öğrenilmesidir, hiçbir yazılı açıklamayla tam olarak öğrenilemez…

yazı geleceğe kalmayı sağlar doğru, ama bir insan yetiştirmek-eğitmek, kendi ahlakımızla, kendi değerlerimizle… özümüzü sözümüzle ifade ederek aktarmak… bu da geleceğe kalmanın bir yolu değil midir?

ayrıca, müzikle, şiirle, destanlarla, masallarla da geleceğe kalınıyor ve geleceğe çok şeyler aktarılıyor…

içsel veya dışsal uyarıya tepkimiz: ses, yazı, eylem ya da susmak ile…
bir durum, bir duygu-düşünce, üzerimizde etkiler oluşturduğunda, bir uyarı geldiğinde, artık bir karşılık verme durumundayızdır, insan olarak… fizyolojik olarak buna potansiyelimiz ile doğmuşuzdur…

ortak yanları bu kadar değil bu tepki biçimlerinin…

hepsini de, ya kendimiz için ya da bir başkası/başkaları için yaparız…

erdem sayılan kısmı da susmanın, bazen birini korumak, zarar görmesini engellemek adına susmak ya da olumsuz sonuçları olabilecek bir meseleyi kontrol altında tutmak amacıyla, aslında olması beklenen tepkiyi vermemek, olabilir… elbette bu da, kişilere, içinde yaşanılan zamana ve kültürlere göre değişen bir durumdur…

İnsan neden susar?
– söyleyecek şeyi olmadığından
– sözünü söyleyecek/işitecek kimse olmadığından
– mevcut durumun, konuşması halinde, kendi veya başkaları için güvenli olmadığını hissettiğinden
– susmasının ödüllendirileceği (maddi ve manevi) düşüncesi/önyargısından

ortalama insan için, günlük hayatta hepsi de çeşitli durumlarda ve zamanlarda geçerli olabilir…

bir parantez: nerede susup konuşacağımıza gerçekten iktidar mı karar veriyor, yoksa biz konuşmamızın doğuracağı sonuçları göze alamadığımız için-korkaklığımız/cesaretsizliğimiz nedeniyle mi susuyoruz?

Şu soruların üzerinde de düşünelim:

İnsan neden yazmaz? (abes mi kaçtı ne? “insan neden susar”la aynı cevapları veremez miyiz buna da?)

İnsan neden yazar?

İnsan neden konuşur?

İnsan neden konuşmaz?(“insan neden susar”la aynı cevapları verebilir miyiz yine?)

Bir de bonus soru:
İnsan neden günlük yazar?
– Birilerinin okuyabileceği düşüncesi yazdıklarının içeriğini nasıl etkiler?
– Daha geniş/farklı yazmasına ya da sansürlemesine mi yol açar, hatta daha sonra imha etmesine?
– imha edilmeyen günlüklerde bilinçaltında, sesini başkasına duyurma istemi de olabilir mi?

susmak, -ar
(nsz) 1. Konuşmasını kesmek: “Son mısraları acele okuyarak susmuştu.” -H. F. Ozansoy. 2. Konuşmaktan kaçınmak: “Onlar da bu hazırlop klişeleri kullanmak fırsatını buluncaya kadar susacaklardır.” -B. R. Eyuboğlu. 3. Ses veya gürültüyü kesmek, ses ve gürültü yapmamak. 4. mec. Etkisini göstermemek, tepki göstermemek: Adaletin sustuğu yerde haksızlık başlar.
Güncel Türkçe Sözlük

konuşmak
(nsz) 1. Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak: Çocuk daha konuşamıyor. 2. (-i, -den)Belli bir konudan söz etmek: “Mehmet yedi yaşındayken anasıyla konuştuklarından fazla bir şey konuşmazdı.” -H. E. Adıvar. 3. (nsz, -le) Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek: “İşten sonra Nuruosmaniye’deki İkbal kahvesinde arkadaşlarla şiir ve edebiyat konuşuyoruz.” -F. R. Atay. 4. Söylev vermek, konuşma yapmak. 5. Konuşma dili olarak kullanmak: Türkçeyi çok iyi konuşuyor. 6. Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak: Dilsizler el işaretleriyle konuşur. 7. (-le) İlişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek: Üst kattakilerle konuşuyoruz. 8. Flört etmek. 9. Dargın bulunmamak. 10. Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak. 11. Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek. 12. mec.Becermek, uzman gibi yapabilmek: “Fokstrotta uzun boylu konuşamam.” -M. Yesari. 13. mec. Geçerli olmak, etkin olmak: Yasaların yerine yumruklar konuştu. 14. tkz. Şık ve zarif görünmek: Bluzun konuşuyor.
Güncel Türkçe Sözlük

Reklamlar
Bu yazı Düşünceler içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s