Çoğul Estetik

Çoğul Estetik

Jale Nejdet Erzen
Yayına Hazırlayan: Semih Sökmen, Eylem Can
Kapak Resmi: Paul Klee
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Yayınevi: Metis Yayınları

GİRİŞ’ten

“Yakın zamana kadar yalnızca sanat felsefesi olarak anlaşılan estetik, son otuz yıldır sanat ve kültür üzerine her türlü düşünceyi ve söylemi kapsadığı gibi, çoğu kez eleştiri, kültür incelemeleri ve sanat, mimari ve kent tarihi ile de pek çok ortak ilgi alanı geliştirmiştir. Bu geniş inceleme alanına bakarak estetiğin farklı anlamlarını belirlemek ve estetik yargı ve sanat çözümlemelerinde bu metinde kullanılan fenomenolojik yöntemin ne olduğunu açıklayarak başlamak yerinde olacak.

“1750-58′de yayımlanan Theoretische Ästhetik kitabında Baumgarten “estetik” terimini algılanan farklı duyumsal nitelikler için “Wissenschaft der sinnlichen Erkenntnis”, yani duyumsal idrakin bilimi olarak kullanmıştır. Bu tanıma göre estetiği en sade şekilde “duyumsallık” olarak yorumlayabiliriz. Böyle genel ve temel bir yorum, aslında daha akademik kullanımları da belirlemektedir. Bu nedenle, estetiği sanat felsefesi olarak tanımlayan ikinci tarz kullanım da, diyebiliriz ki, sanatı anlamaya temel oluşturacak şekilde sanat biçimlerinin duyumsal algısına ve bunların yorumuna bağlı kalmaktadır. Üçüncü anlam ise estetiği “beğeni” olarak yorumlayandır. Burada yine temel konu, duyumsadığımız biçimlere ya da biçimsel niteliklere karşı her zaman bir yargı, yani beğeni ölçütü uyguladığımız kanısıyla ilgilidir. Estetik aynı zamanda popüler ve gündelik kullanımda beğenilen, yani “güzel” anlamına da gelmektedir. Bu çalışmada estetik, sanat felsefesi ya da sanat değerlendirmesi ve yorumu olarak kullanılmakta ve bu kullanım sanat biçimlerinin niteliklerinin ne olduğu, bizi nasıl etkilediği ve çeşitli kültürler içinde nasıl değerlendirildiğini irdelediği için fenomenolojik bir yaklaşım içermektedir. Kitap boyunca bu farklı kültürel değerlendirmeler üzerine karşılaştırmalı yorumlar getirilecektir.”

“Başlangıçta sözü edildiği gibi, bugün estetik hemen hemen dünyanın bütün ülkelerinde akademik ortamlarda önemli bir yer tutmasına, felsefeden ayrı fakülteler içinde yer almasına karşın, ülkemizde henüz hiçbir üniversitede başlı başına bir bölüm olarak gelişmemiştir. Pek az felsefe bölümünde estetik derslere yer verilmekte; verildiğinde ise genel klasik kuramlar, yani sanat felsefesi tarihi üzerinde durulmaktadır. Estetik, sanat felsefesi tarihi dışında ancak eleştiri olarak ele alınmakta, bu da genelde edebiyat, yani sözlü anlatım kavramlarına bağlı olarak incelenmektedir. Görsel sanatların kendi anlatım ve anlam sistematikleri, bunların bilinç ve dünya görüşleriyle ilişkileri ülkemizde hemen hemen hiçbir akademik disiplin ya da yayında ele alınmış değildir. Sanat tarihi eğitimi ise yalnızca temsil şekillerinin zaman içinde değişimi ve bunların sosyal ortamla olan ilişkisi üzerinde durmakta, temsil şekillerinin analizine ve anlam dünyasına girmemektedir. Çünkü açıktır ki bu ancak estetik biliminin görme ve görseli anlatma şekilleri hakkındaki fenomenolojik birikimi sayesinde mümkün olabilecek bir şeydir.

Çok farklı yorumları bir arada sunan bu metne geçmeden önce kendi görüşümün ne olduğunu özetlemeliyim. Uzun yılları kapsayan sanat ve estetik hocalığım boyunca öğrencilerime her zaman olabildiğince farklı yaklaşımları bir arada, nesnel olarak aktarmaya çalıştığımı belirtmek isterim. Bunun nedeni ansiklopedik bir bilgi deposu oluşturmak değil, sanata çok farklı açılardan yaklaşılabileceğini ve bunların hepsinde bir hakikat payı olduğunu gösterebilmekti. Zira sanat yorumları hiçbir zaman tek ve kesin olamazlar. Aslında Kuhn’un da 1970 tarihli Bilimsel Devrimlerin Yapısı kitabında gösterdiği gibi, bilimsel kanılar da tarihseldir ve zaman içinde değişir. Ancak sanatın farklı bir durumu var: Sanat yargıları ve kanıları zaman içinde gelişmez, sadece çeşitlenir ve eski bir yorum zaman içinde tekrar geçerli hale gelebilir. Bu yaklaşımın yanında savunduğum diğer önemli kanı da sanatın bir araç değil bir amaç olduğu, yani sanatla kurulan ilişkinin bir değer olduğu ve insan varlığına ve sahip olduğumuz bilince katkısı olduğudur. Bunların ötesinde daha ayrıntılı konu ve kanıların metin ilerledikçe belirginleşeceğine inanıyorum.
Bu kitapta, birçok temel modern estetik yayından faydalanılarak ve bunlar çözümlenerek, Batı düşüncesine bağımlı kalmadan, sanatın ve sanat biçimlerinin zengin anlatım ve anlam dünyası açıklanmaya çalışılmaktadır. Ancak belirtilmeli ki bu konulardaki kitapların çoğu henüz Türkçeye çevrilmiş değil. Bu nedenle birçok referansın başka dillerdeki kitaplara yapıldığı görülecektir. İrdelendikçe sonsuz bir potansiyel sergileyen bir konuyla karşı karşıya olduğumuz için, kuşkusuz burada sanat ile görme ve görselleştirme biçimlerinin her imkânı incelenmiş değil. Tek bir kitapta buna imkân yok. Ancak bu çalışmanın ülkemizde benzer bir düşünce ve araştırmayı esinlendireceğini, karşı görüşler, yeni açılımlar, eleştiriler getireceğini umut ediyorum.”

Reklamlar
Bu yazı Kitaplar içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s