KADININ GÖREVİ ANNELİK Mİ?

Kadının Görevi Annelik mi?

Yaygın söyleme göre öyle…

Hatta, Atatürk’ün bu konudaki sözleri de referans alınıyor, bu düşünceyi desteklemek için. Yıllar önce, Ankara’daki Büyük Doğumevi (Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı E.A. Hastanesi)’nin girişinde koca harflerle yazılı idi – ifade tam olarak hatırımda değil ama- kadının en önemli vazifesinin annelik olduğu. Çok zaman geçti, hastane büyümüş ve değişmiş, yazı hala duruyor mu, bilmiyorum… Niyetim Atatürk’ün kadınlarla ilgili düşüncelerini ve kadınlar için yaptıklarını tartışmak değil; ki, bu konuda zaman ve bağlam içinde değerlendirilebilecek yeterince bilgi ve -başta seçme-seçilme hakkı olmak üzere- örnek mevcut…

Elbette, Atatürk’ten çok öncelerden şimdiye, kadına rol belletmeye yönelik pek çok söz var, hem de farklı coğrafya, kültür ve dinlerde; ki,  bunların bir çoğu ile kadına ve anneliğe üstün pâye biçilip hak teslim edilirken “bir düzen”in tesisi ve “gönüllü olarak sürdürülmesi” sağlanır, bilinerek veya bilmeksizin…

Anne olmak çok çok güzel bir şey, benzersiz ve mucizevî bir olay, kuşkusuz… Ama, birey-insan olarak bakınca, bir kadın, anne olmak zorunda değil, gibi görünüyor; annelik, “insan olma”nın üzerine eklenebilecek fazladan bir şey… Buna karşın, sosyo-biyolojik bakışta, kimsenin anne olmaması halinde, “insan neslinin tükenmemesi için ne yapılacak” sorusu çıkar karşıya. Yani,  biyolojik açıdan gerçekten bir görev hâlâ. Türün doğada kalması, devam etmesi esas olduğuna göre, gerçekten birincil görev hem de… Hoş, erkek olmadan da neslin devamı olmaz elbet; ama, babalığa soyunmayan erkekten -kaçak/gizli- sperm toplayıp dölleme de olanak dahilinde, tabii : )))

Ancak, günümüz insanları için türün devam ettirilememesi gibi bir durum, uzun zaman söz konusu olacak gibi görünmüyor. “Annelik” dediğimizde kastedilen de tür kökenli bir anlam değil, zaten. Bu durumda şu sorular çıkıyor karşımıza:

Görev ne demek, kim kime bir görev verir?

Sorumluluk ne demek, kim sorumluluk üstlenir?

Anne olmak, bir kadının bireysel seçimi mi olmalıdır, ya peki öyle midir?

Bir kadın için, anne olmayı seçtikten sonra ancak, annelik görevinden söz edilebilir… Oysa, kadına anneliği temel vazife olarak yükleyen bakışla, yaşamının bir döneminde veya tamamında anne olmayı seçmeyen, istemeyen veya olamayan kadınlar eksik-kusurlu hissedecek/hissettirilecektir…

Eğer bir kadın anne olmayı seçtiyse, işte o zaman bir sorumluluk olacak üzerinde, kuşkusuz:“Bu dünyada bulunup bulunmamayı kendisine sormaksızın ortaya getirdiğimiz yavruyu, sağlıklı ve mutlu kılmak”… Bu çok önemli.  Ama, bu insan yavrusunun da mutlu olabilmesi için mutlu bir anneye sahip olması gereğini (elbette mutlu ebeveynler demek daha doğru), kimler neden göz ardı ediyor, düşünmeli…

“Mutlu anne nasıl sağlanır?”ı düşünmek ve görev edinmek; gereken…

Herhangi birini veya diğerini mutlu eden şeyler farklı olabilecek, haliyle. Ama, önce mutlu insan olamayan, mutlu anne olabilir mi? Ya, “aç- açıkta olmayan, güvenli, sağlıklı, fiziksel ve ruhsal doyuma ulaşmış insanlar topluluğu” sadece kadına görev yükleyip bir de onu eve kapatarak oluşturulabilir mi?

 

Mine Miskioğlu

 

Reklamlar
Bu yazı Düşünceler, Günlük, Köşe Yazılarım, Perspektif içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s