Selam

SELAM*

Yolu sevgiden ve bilgiden geçen herkesle, bir gün bir yerlerde karşılaşabilir ve bir şeyler paylaşabiliriz…

Sevgide, bilgide, hukukta ve ölümde hiyerarşi yoktur…

Şefkat, sevginin iskeleti, çatısı, temel direği… Şefkat barındırmayan sevgi yamulur; biçimsiz, sevimsiz olur…

Çok defa şaşırdım yolu, amma çıkmadım yoldan, neyse ki! … ve aslında yol dediğimiz ne ola ki?

İnsan, değerler yaratan ve değer atfeden bir varlıktır…

Üslup, “niyet”e giydirilmiş elbisedir, bir nevi; kâh gösterir kâh örter… neyi gösterir, neyi örter?!?

Üslûp niyetin elbisesidir…
ancak, oldukça transparan bir elbise…
Yalnızca, hani o masaldaki “kral çıplak” demeye çekinenler gibilerin, görmezden gelebileceği…

“İki kişinin olduğu yerde siyaset vardır” derler ya… Bu durumda, inancınızı biriyle paylaştığınız anda dini siyasete karıştırmış olacaksınız… 😦

Birden fazla seçeneği olmak yetmiyor, özgürlük için “seçmeme özgürlüğü”nün de olması gerekiyor. Seçeneklerin neye mal olduğunun bilindiği gibi seçmeme hakkının da bulunması gerekiyor.

Sevgilerin karşılık bulması gerekmiyor… amma… insan, sevgisini, nefrete, kine, savunmalara boğmadan, bütün saflığıyla içinde taşıyabilmeyi öğrenmeli… aksi takdirde, ömür boyu huzur yüzünü göstermez…

Yaşamın gizini, kendinin izini sürmek güzel…

bir şey fark ettim: insanların birçoğu, başkalarının yapması gerekenlerin en az %90-95’inin ayırdında, kendi üzerine düşenlerin ise en fazla %5-10’unu yerine getiriyor… ne tuhaf…

“duygulanan insan”a sevgiyle ve hoşgörüyle dokunabilmeyi öğrendiği zaman insan, insan olmanın erdemine ve mutluluğuna kavuşacak…

insanım;
eldeki tek gerçeklik bu.
biraz az biraz fazla
bazen az bazen fazla
haddizatında ne az ne de fazla…

Kendi kopyalarıyla dolu bir dünyada yaşamak fikri ne kadar tatsızsa, ortak değerlerin paylaşıldığı ve yaşandığı bir dünya düşüncesi o kadar tatlı…

“Farkına varılamayan her şey” kayıplar hanesine yazılıyor, bir bakıma…

Henüz, “kaçmaktan kaçmak” gibi büyük bir iddiam yok; nelerin kaçış olduğunu öğreneyim, yeter…

İlişkilerimizden zorunlulukları ve bağımlılıkları çıkardıktan sonra, hâlâ elde bir şeyler kalıyorsa eğer; bu, sevgidir, dostluktur veya vefâdır… 

Eskiyi, eski ve saklamaya değer kılan, üzerine sinmiş olan ve “kesin yaşanmışlık”tan kalan hüzün ve özlem… yeniyi, yeni ve cazibeli kılan ise üzerinde parıldayan ümit, yaşam vaadi…

Sadece sevinci, eğlenceyi, hazzı değil, acı ve tasayı da bölüşmedikten gayrı ve samimi emeğimiz, saf alın terimizle kazandıklarımızla alabildiğimiz “yağı” “başkalarının ekmeğine” sürmek için kullanmaktan vaz geçmedikçe, karanlıklar asla dönmeyecek aydınlığa…

Bugünün hakkını vermek; bugüne, hesabı iyi yapılmış bir dün ve damıtılmış tecrübelerin umutla birleştiği bir yarın duygusuyla bağlanmakla olur…

Doğru‘nun gizli ve en tehlikeli rakiplerinden biri Kolay

İyi bir “yavaş”, kötü bir “hızlı”dan evlâdır.

“Birlikten kuvvet doğar”; ancak, dirliğin olmadığı birlikten kirlik çıkar.

“Gerçek”le kurduğum ilişki “ben”i, “gerçek”le kurduğun ilişki “sen”i, “gerçek”le kurduğumuz ilişki “biz”i belirler… “Biz”lerin “gerçek”le kurduğumuz ilişki ise toplumu…

Hayatın kendisi ve o dahil, tüm öğretmen, öğretici ve öğretileri sorgulayan bir zihin, en iyi öğretmendir… Bunu idrâk etmemize katkısı olan tüm öğretmenlere selâm olsun…

Herkesin bir fiyatı vardır; ancak, henüz teklif edilmemiştir… Her şeyin bir bedeli vardır; ancak, henüz ödenmemiştir…

Ahlakîliği mesele etmekten çıkarıp gücü elinde tutmak/arttırmak ve kendince yönetebilmek için ihtiyaç duydukları kuralları yasalaştırarak hukukîliği sağladıkları iddiasına yaslananlar sayesinde kaçınılmaz olarak yaygınlaşan erdemsiz ve ahlakî olmayan tutumlar, tarih boyunca görülmüştür ki, kitlelerin de erklerin de sonunu hazırlamıştır…

Tarafların dile gelmiş ve gelmemiş tüm ihtiyaçlarını en az zararla ve en fazla biçimde karşılayan ve onları bir ‘iyi olma duygusu’ ile ileriye taşıyabilen iletişim, en iyi iletişim olmalı…

Bilmek-Özgürlük-Ahlâklılık; birbiri için süreklilik oluşturan bu döngünün düzgün işleyişi, sağlık ve sağlıklı bir mutluluk için şarttır; felsefe de bütünlüklü olarak, insan için, insanlık için hem bunu ortaya koyan hem elde edilmesini hem de sürdürülmesini sağlayan, yaşamsal bir faaliyettir… Felsefenin ilksel amacı insanın mutluluğu gibi görünmese de yakından bakıldığında insanın özsel mutluluğunun potansiyel sağlayıcısı olduğu kolayca anlaşılacaktır.

Başarının asıl ölçütlerinden biri kendi gönlünün muradını bulup onu gerçekleştirmek… diğer bir ölçütü de başkalarına ve insanlığa yarayışlı işler yapmak… mümkün olur da her ikisi buluşur veya bir arada olursa işte o en büyük başarı…

*Sözler tarafıma ait olup kullanılması halinde kaynak belirtilmesi gerekecektir. 

Ben kim miyim? İflah olmaz bir hümanist ve iflah olmaz bir iz sürücü…

1 Response to Selam

  1. Mahmut UYANIK dedi ki:

    Tek kelime ile süpersiniz..

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s